Türkiye’de üretim yapan bir firma için yurt dışına doğrudan satış, artık yalnızca fuarlar ve aracılar üzerinden yürüyen bir süreç değil. Ancak ürünleri bir pazaryerine yüklemek ile sürdürülebilir bir e-ihracat kanalı kurmak arasında ciddi bir fark var. Üreticilerle yaptığımız görüşmelerde en sık karşılaştığımız operasyonel sorunlar şunlar:
1. Aynı ürün her kanalda ayrı ayrı yönetiliyor
Ürün kendi sitenizde bir başlıkla, Amazon’da başka bir başlıkla, Etsy’de farklı görsellerle duruyorsa, bir fiyat değişikliği veya ürün güncellemesi üç ayrı panelde elle yapılır. Kaçırılan bir güncelleme yanlış fiyattan satışa dönüşür. Merkezi ürün kataloğu (PIM mantığı) ile ana veri bir kez girilir, kanal bazlı farklılıklar (başlık uzunluğu, kategori, fiyat çarpanı) kural olarak tanımlanır.
2. Stok taşması ve iptal edilen siparişler
Aynı stok birden fazla kanalda satıldığında, senkronizasyon gecikmesi aynı son ürünün iki kez satılmasına yol açar. Pazaryerlerinde iptal oranı satıcı performans metriklerini doğrudan etkiler. Sipariş geldiği anda diğer kanallardaki stoğun düşürülmesi bu riski azaltır.
3. Çok dilli site, tek dilli altyapı
Sonradan eklenen bir çeviri eklentisiyle kurulan siteler; para birimi, vergi gösterimi, ölçü birimleri ve dil bazlı URL yapısında sorun çıkarır. E-ihracat sitesi baştan çok dilli ve çok para birimli bir veri modeli üzerine kurulmalı, her dil için ayrı arama motoru optimizasyonu yapılabilmelidir.
4. Perakende ve toptan alıcıya aynı vitrin
Üreticinin yurt dışındaki müşterisi çoğu zaman tek bir son kullanıcı değil, mağaza veya distribütördür. Bu alıcılar fiyat listesi, minimum sipariş ve proforma bekler. B2B ve B2C’yi aynı altyapıda, rol bazlı fiyatlarla yönetmek ikinci bir site kurma ihtiyacını ortadan kaldırır.


